Kategoriler
Lütfen Görünüm > Menülerden menü ayarlarınızı (ana_menu) yapınız.

Ezanın manası ve önemi nedir?

Ezanın manası ve önemi nedir?

Ezan, Allah’ın azamet ve kudretini, Peygamberimizin (a.s.m.) cin ve in­sanlara peygamber olarak gönderildiğini, gerçek kurtuluşun namazla ola­bileceğini ilan eden, namaz vakitlerini kâinata duyuran ve mü’minleri na­maza davet eden mukaddes cümleler manzumesidir.

Ezan-ı Muhammedi, on dört asırdır her an dünya semalarında çınla­maktadır. Dünya bir an olsun ezan sesinden mahrum kalmaz. Çünkü gü­neş bir ülkede batarken, başka topraklarda yeniden doğar. Varlıklar tekbir sesleriyle her an canlanır, yeniden hayata kavuşur.

Ezan, sadece Allah’a inananlara namaz vaktini bildirmekle kalmaz, aynı zamanda bütün dünyayı Allah’ın bir mescidi haline getirerek kâina­tın yaratılış gayesini ilan eder. Allah’ın kendilerine hidayet nasip ettiği gönüller bu sesle huzur bulur, zevklerin en yücesini tadar. Birçok kimse de bu seslerle hidayetin hazzını duyup bâtıl inançları terk eder, Hak dine yönelir.

Evet, “Allah’ın hidayet nasip ettiğini yoldan çıkaracak yoktur.”161 Yeter ki Allah nasip etsin. O zaman bir ezan sesini dünyada değil, dünyadan yüz binlerce kilometre uzakta Ay’ın ıssız topraklarında da işittirir ve bir ezanla ona ebedî saadetin yolunu gösterir. Fakat “Allah’ın saptırdığını da doğru yola getirecek yoktur.”162 Onlar da her gün beş defa kulaklarının dibinde okunan ezan seslerinden zerre kadar nasiplerini almaksızın sapıklık içinde bocalamaya devam ederler. “Hastalık onların kalplerindedir. Allah onların hastalıklarını arttırdıkça attırır.”163 Ve ulvî, hazin, Lâhutî ezan sesleri on­larda zevk ve lezzet uyandırmak bir yana dursun, azaplarına azap katar. Bu sesten kurtulmanın yollannı araştırırlar.

Böyleleri, “Allah, onlara taptıklarından ayrı olarak zikredildiği zaman kalpleri kırılır. Ama Allah’tan başkasının adı anılınca yüzleri güler”164 mea­lindeki ayet-i kerime ile tarif edilenlerdir. Bunlar Asr-ı Saadet’ten bu yana çeşitli şekil ve kılıklarda ortaya çıkmışlardır. Ezandan ve Allah’ı hatırlatan her şeyden rahatsızlıklarım ilan etmişler, mü’minleri de rahatsız etmeye ça­lışmışlardır.

Medine devrinde bazı münafıklar ezan okundukça Peygamberimize (a.s.m.) şöyle derlerdi:

“Ey Muhammed, başımıza şimdiye kadar görülmedik bir iş çıkardın. Hem Peygamber olduğunu söylüyorsun hem de geçmiş peygamberlere muhalefet ediyorsun. Bu acayip bağırma da nereden çıktı?”

Onların bu alaylarına güzel bir cevap, akılsızlıklarını yüzlerine vuran şu ayetle verildi:

“Siz namaza çağırdığınızda onlar ezanı oyun ve eğlence vasıtası yapar­lar. Bu, onların bir akılsızlık güruhu olmalarındandır.”165

Bu ayet-i kerime sadece ezanı hafife alanların akıldan nasipsizliklerini ilan etmekle kalmamış, aynı zamanda imandan da nasiplerinin olmadığını bildirmiştir. Bu yüzdendir ki İslâm âlimleri, ezanı bilerek hafife almanın en küçük şeklinin bile insanı imandan çıkaracağı neticesine varmışlardır.

  • Zümer Suresi, 39:37.
  • Ra’d Suresi, 13:33.
  • Bakara Suresi, 2:10.164
    Zümer Suresi, 39:45.
  • Maide Suresi, 5:45.