Dini Bilgiler

Kabir Azabı nedir?

Kabir Azabı nedir?
Paylaş
 
Kabir Azabı
Kabir Azabına Örnekler
a) Namaz Kılmayan ve Kur’an’ı
Terk Edenin Cezası
b) Zina Edenin Cezası
c) Faiz Yiyenin Cezası
d) Yalancılık Yapanın Cezası
Kabir Azabı
Ehli Sünnet’e göre kabir azabı ve
nimeti hak ve gerçektir. Ayet ve sahih hadisler bunlara delillik
etmektedir:
﴾…Firavun’un
ailesini, kötü azap kuşattı. Onlar sabah akşam ateşe
sunulurlar. (Dünya durdukça azap böyle devam eder.) Kıyamet saati
geldiğinde de ‘Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!’
(denilir.)﴿ [1]
Allahu Teâlâ bu ayetlerde Firavun ve
ailesi hakkında iki çeşit azaptan bahsetmektedir. İlkinin kabirde
olup sabah akşam ateşe sunuldukları, ikincisinin ise kıyamet
koptuğu gün olup azabın en şiddetlisine sokulacakları apaçık
ortadadır. Şüphesiz ki ilk olanla kastedilen Ehli Sünnet’in
hakkında ittifak etmiş olduğu kabir azabıdır.
Kabir azabı ile ilgili hadisler sayı
bakımından oldukça fazla olup mütevatir derecesindedir. Bunlardan
birkaç tanesini zikredelim:
1. “…Nebi (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem):
-Kabir azabı haktır, buyurdu. (Aişe
(Radıyallahau Anha) dedi ki:) Ondan sonra her namazda Rasûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in kabir azabından Allah’a
sığındığını gördüm.”[2]
2. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
buyurdu ki:
“Muhakkak ki ölüler, kabirlerinde
azap olunurlar. Hatta hayvanlar onların seslerini işitirler.”[3]
3. “Eğer ölülerinizi defnetmeme
endişesi olmasaydı kabir azabından bir kısmını size işittirmesi
için Allah’a dua ederdim.”[4]
*Kabir ahiret konaklarının ilkidir.
Bu hususta Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur:
“Kabir, ahiret konaklarının
ilkidir. Eğer kişi ondan (azap görmeksizin) kurtulursa ondan
sonraki konaklar o kişi için daha kolay olur. Ancak ondan (azap
görmeksizin) kurtulamazsa ondan sonraki konaklar o kişi için
kabirden daha şiddetlidir…Kabirden daha korkunç bir manzara
görmedim.”[5]
Kabir Azabına Örnekler
a) Namaz Kılmayan ve Kur’an’ı
Terk Edenin Cezası:
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu:
“…Bu gece (rüyamda) bana iki kişi
(Cebrail ve Mikail) geldi. Hem beni götürüyor, hem de:
-Bizimle yürü! diyorlardı … Biz
yürüdük ve nihayet yatmakta olan bir adamın yanına geldik. Onun
baş ucunda da elinde taş bulunan birisi duruyor ve adamın başını
taşla eziyordu. Taşı başına her vurduğunda taş yuvarlanıp
gidiyor, taşı atan da her seferinde arkasından koşup onu alıp
geri getiriyordu. Bu arada o dönüp gelmeden önce adamın başı
iyi oluyor ve eski haline dönüyordu. Sonra taşı getiren adam baş
ucuna gelip ilk seferde yaptığı gibi adamın başını ezmeye
devam ediyordu. Ben:
-Sübhanallah! Bunlar da kim? dedim…
-O (başı ezilen) Allah’ın
kendisine Kur’an’ı öğrettiği birisidir. Ama o gece Kur’an’dan
uzak kalır, gündüz de O’nunla amel etmezdi ve O’nu reddederdi,
farz namazlarını da kılmadan uyurdu. İşte bu sebeple kıyamet
gününe kadar ona bu şekilde davranılır, dediler.”[6]
b) Zina Edenin Cezası:
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu:
“…Bu gece (rüyamda) bana iki kişi
geldi. … Biz yürüdük… Nihayet tandır gibi üstü dar, altı
geniş olan ve altında ateş yanan bir fırına geldik. Onun içinden
bağrışma sesleri geliyordu. Onun ağzına doğru baktık ki,
içerde çıplak erkekler ve kadınlar var. Ateş alevlendirildikçe
içindekiler bağırıp çağırarak yukarı doğru çıkıyorlar ve
neredeyse dışarı çıkacak gibi oluyorlar, alevler azalınca da
tekrar geri dönüyorlardı.
-Bunlar kim? diye o iki meleğe sordum…
-…Onlar (dünyadayken) zina eden
erkek ve kadınlardır… dediler.”[7]
c) Faiz Yiyenin Cezası:
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu:
“…Bu gece (rüyamda) bana iki kişi
geldi. … Biz yürüdük… Nihayet içinde (yüzen) bir adam
bulunan kandan oluşmuş bir nehre geldik. Nehrin kenarında da
yanında çokça taş bulunan bir adam vardı. Nehirdeki adam dışarı
çıkmak istediğinde diğeri onun ağzına bir taş atarak onu
tekrar bulunduğu yere gönderiyordu. Adam çıkmak için her
defasında geldiğinde öbürü ağzına taş atıp geri çeviriyordu.
-Bunların durumu nedir? diye sordum…
-…Nehirde yüzmekte olup kendisine
taş yutturulan adam (dünyadayken) faiz yiyen birisidir…
dediler.”[8]
d) Yalancılık Yapanın Cezası:
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu:
“…Bu gece (rüyamda) bana iki kişi
geldi. … Biz yürüdük… Nihayet sırt üstü yatmış bir adamın
yanına geldik. Baş ucunda da elinde demirden bir kanca bulunan
birisi vardı. Bu adam (elindeki kancayla) yatanın ağzının
yanını, boğazını ve gözünü başının arkasına kadar kesip
parçalıyordu. Sonra diğer yana geçip o tarafı da aynı şekilde
yarıp parçalıyordu. Bu arada ağzının diğer yanı iyileşiyor,
adam da tekrar oraya yönelerek ilk seferde olduğu gibi kesip yarma
işine devam ediyordu. Yanımdaki iki meleğe:
-Sübhanallah! Bunların durumu nedir?
diye sordum…
-…O (ağzı yarılan) erkenden
evinden çıkar ve yalan söylerdi de yalanı her tarafa yayılırdı.
İşte bundan dolayı kıyamete kadar ona bu şekilde davranılır…
dediler…”[9]
*Sahih sünnette suçun çeşidine
bağlı olarak daha başka azap çeşitleri de bildirilmektedir.
Kabir azabı ve nimetlerinin keyfiyeti
(nasıllığı) hususunda çok şey söylenmiştir. Ancak bu hususta
sahih olarak rivayet edilen bilgilerin dışında bir şeyler
söylemek doğru değildir. Tahavî Akidesi’nin şerhini yapan İbni
Ebi`l-İz (Rahmetullahi Aleyh) bu hususta şöyle demektedir:
“Kabrin azap ve nimeti, iki meleğin
gelip ölüye bir şeyler sorması Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) den mütevatir olarak rivayet edilmiştir. Dolayısıyla
onlara inanmak gerekir. Nasıllığı ve niceliği hakkında konuşmak
doğru değildir. Aksine ruhun cesede dönüşü bizim keyfiyetini
bilmediğimiz bir tarzdadır…
Kabir azabı, berzah azabıdır. Ölüp
kabir azabına müstahak olanlar şüphesiz ki onu tadacaktır.
Onların kabre defnedilmeleri, suda boğulup cesetlerinin kaybolması
ya da kurda kuşa yem olmaları durumu değiştirmez. Azap
defnedilenlere ulaştığı gibi diğerlerine de ulaşır.” [10]
Bizim idrakimiz dışında olan bu tür
gaybî durumları, anlayıp görebildiğimiz şeylerle kıyaslamamak
gerekir. Mesela kabir, definden sonra açılsa o ölünün,
bırakıldığı hal dışında bir hali gözükmez. Ne
sorgulandığına, ne kabrinin genişlediğine veya daraltılıp
kemiklerinin iç içe geçtiğine, ne de diğer haber verilen şeylere
tanık olunamaz.
Bu; tıpkı rüyasında sıkıntı veya
sevinç verici bir şeyler görüp de etkisi dışarıdan görülen,
ancak kendisinin ne gördüğü bilinemeyen bir kimsenin haline
benzer. O kişi gördüğünün etkisiyle terlemekte, gerilmekte,
gülümsemekte veya inlemekte ve konuşmaktadır. Ancak onu dışardan
seyredenler bunu idrak edemezler.
Bu sebeple keyfiyeti bizim
bilemeyeceğimiz şekilde olan kabir azabı ve nimeti gibi gaybî
olup ayet ve sahih hadislerle bize bildirilen hususlarla ilgili
haberlere bildirildiği şekilde inanıp onlarla yetinmek,
nasıllığını ve niceliğini araştırmamak en doğru yoldur.
————————————————————————————
[1] Ğâfir (Mü’min) 46
[2] Buhârî 1296, Müslim 586/125
[3] Terğîb ve Terhîb 7/54,
Mu’cemu’l-Kebir
[4] Müslim 2868/68
[5] Tirmizî 2410, İbni Mâce 4267
[6] Buhârî 1307 No:1386, 6915 No:7047
[7] Buhârî 1307 No:1386, 6915 No:7047
[8] Buhârî 1307 No:1386, 6915 No:7047
[9] Buhârî 1307 No:1386, 6915 No:7047
[10] Akidetü’t- Tahaviyye ve Şerhi
Bu yazı 99 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Ezan Vakitleri

Facebookta bizi bulun