Kategoriler
Lütfen Görünüm > Menülerden menü ayarlarınızı (ana_menu) yapınız.

Namaz neden beş vakit kılınır?

Namaz neden beş vakit kılınır?

Akıl ve hikmet dini olan İslâm’ın emirleri, zaman mefhumuyla yakın­dan alakadardır. Yılda belli günler arasında tutulan oruç, yine yılın belli günlerinde yerine getirilen hac ibadeti bu gerçeğin bir ifadesidir.

Hele İslâm binasının ana direğini oluşturan namazın, vakit ve zaman mefhumuyla olan yakın münasebeti çok daha manalı ve hikmetlidir.

Namazın beş vakte ayrılmasının hikmetleri Sözler’in “Dokuzuncu Söz”ünde hiçbir soruya yer bırakmayacak kadar veciz bir şekilde anlatıl­maktadır. Adı geçen mesele özet olarak şöyle ifade edilebilir:

Dünyayı Cenab-ı Hakk’ın büyük bir saati olarak farz edersek, o saatin saniyelerini günler, dakikalarmı seneler, saatlerini insan ömrü, günlerini ise devirler olarak kabul ediyoruz. Bu muazzam saatin işler halde olduğunu farz ettiğimizde, bir gün içinde mevsimlerin, asırların ve hatta devirlerin misallerini ve numunelerini görmek ve hatırlamak mümkündür.

Sabah namazı vakti güneşin doğuşuna kadar zaman içinde mevsimler­den ilkbaharı, insan ömrü itibariyle insanın anne rahmine düştüğü anı, altı günde yaratılan kâinatın ilk yaratılış gününü temsil eder, onlardaki İlahî tasarrufu hatırlatır.

Öğle zamanı, mevsimler itibariyle yaz ortasını, insan ömrü bakımından gençliğin en olgun çağını, dünyanın ömrü açısından kâinatta insanlığın ya­ratıldığı devre işaret eder, onlardaki İlahî tecellileri hatırlatır.

İkindi zamanı, güz mevsimini, insanın ihtiyarlığa yüz tuttuğu anı, dün­yanın ömrü itibariyle Ahir zaman Peygamberinin (a.s.m.) Asr-ı Saadeti’ne benzer, onlardaki İlahî nimetleri hatırlatır.

İkindi vaktinin “asr” kelimesiyle ifadesi ve bunun dünyanın ömrü itiba­riyle Peygamber Efendimizin Asr-ı Saadeti’ne tekabül etmesi şu hadis-i şe­rifle sabittir:

“Sizden evvel gelen ümmetlere nispetle sizin dünyadaki müddetiniz (bütün güne nispetle) ikindi namazından güneşin batışına kadar olan müddet gibidir.”155

Akşam namazı vakti, güz mevsiminin sonunda pek çok varlığın kaybo­luşunu, insanın vefat etmesini, dünyanın Kıyametin başında yıkılmaya baş­lamasını hatırlatıp İlahî tecellileri anlatıp, insanlığı gaflet uykusundan uyandırmaya vesile olur.

Yatsı namazının vakti ise karanlıklar âleminin gündüz âlemini siyah ör­tüsüyle gizleyip kapatmasını, kış mevsiminin beyaz kefeni ile yeryüzünü örtmesini, dünyada insanlardan kalan en son insan nesillerinin vefat etme­sini, imtihan meydanı olan bu dünyanın büsbütün kapanmasını hatırlatır. Bu sahadaki İlahî tasarrufu ilan eder.

Gece vakti ise kış mevsimine, kabre ve berzah âlemine işaret etmekle in­san ruhunun Rabb’inin rahmetine ne kadar muhtaç olduğunu hatırlatır.

İkinci sabah ise öldükten sonra dirilme yeri olan haşir sabahını hatırla­tır. “Evet, şu gecenin ve şu kışın baharı ne kadar makul ve lazım ve kat’î ise haşrin sabahı, berzahın baharı da o katiyettedir.”156

İşte bu muazzam hakikatler içindir ki Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de namazı mü’minlere vakitli olarak farz kıldığını ifade buyurmaktadır:

“Muhakkak namaz mü’minlerin üzerine vakitli olarak farz kılınmış bir ibadettir.”157

Kul ile Mâbud arasında en yüksek bir münasebeti ifade eden namazın beş ayrı vakte ayrılmasındaki bu muazzam hikmet ve maslahat sebebiyle­dir ki mü’minler günde beş defa Allah’ın emrine uyarak namazlarını kılmakta, Rablerinin kudret ve rahmeti önünde hayret ve şükran secdesine vararak aziz ve yüce bir makama yükselmektedirler.

Buharı, Mevakitü’s-Salât, 17.
Sözler, Dokuzuncu Söz, 73.157
Nisa Suresi, 4:103.