Kategoriler
Lütfen Görünüm > Menülerden menü ayarlarınızı (ana_menu) yapınız.

Namazda tadil-i erkan nasıl olmalı?

  • Namazda tadil-i erkan nasıl olmalı?

İlahî bir armağan olan namazın zevkine varmak, bütün rükünlerini ek­siksiz yapmakla mümkündür. Tadil-i erkân, namazın kıyam, rükû ve sücud gibi rükünlerinin tam bir ölçüyle, inançla ve sakinlik içinde yapılma­sıdır. Aceleye getirmeden, azalarm rahatça ve en güzel şekilde vazifesini yapabilmesidir.

  • Tadil-i erkânda en çok nelere dikkat etmeli?
  1. Kıyamda doğru ve düzgün durmak.
  2. Rükûa varınca baş ve sırtın bir istikamet üzerinde durması, belin düz bir hal alması. Burada dizleri kırmadan dik tutmak, ellerin diz kapaklarını kavraması, başın ne dik, ne de fazla aşağı eğilmeden ayaküstüne bakacak şekilde durması lazımdır.
  3. Rükûdan doğrulunca kıyamdaki gibi dik ve düzgün durup en az “Sübhanallah” diyecek kadar beklemek.
  4. Secdede uzuvların yerli yerinde bulunması. Alnın ve burnun yere teması, secdede en az bir teşbih miktarı durulması.
  5. İki secde arasında tahiyyatta oturur gibi oturmak ve bir teşbih mikta­rı beklemek.
  • Tadil-i erkânın önemi nedir?

Tadil-i erkâna riayet etmek İmam-ı Ebu Yusuf’a ve Şafiî Mezhebi’ne gö­re farzdır. Bu takdirde, rükünleri yerli yerinde yapılmayan namazın yeni­den kılınması gerekir. Çünkü namaz bozulmuştur. Tadil-i erkân İmam-ı Âzam ile İmam-ı Muhammed’e göre ise vaciptir. Bu görüşe göre, rükünler gerektiği şekilde yapılmadığı zaman, vacibin terkinden dolayı sehiv secdesi gerekir. Fakat namazı yeniden kılmak en doğru olanıdır.

Ayet-i kerimelerde geçen “namazın ikamesi”ni müfessirler, namazda tadil-i erkâna uymak ve namazı devamlı kılmak şeklinde açıklamışlardır.

Namazı en güzel şekilde eda eden Sevgili Peygamberimiz (a.s.m.) bizle- re bu hususta en güzel örnektir. Olay Saadet Asrında geçer.

Ebu Hüreyre Hazretleri anlatıyor:

“Resul- i Ekrem (a.s.m.) mescidin bir tarafında otururken içeri bir adam girdi. Namaz kıldı, sonra selam verdi, oturdu. Resulullah, selamını aldıktan sora ‘Dön ve tekrar namaz kıl, sen namaz kılmış olmadın’ buyurdu. (Bu durum üç defa tekrarlanır.)

Bunun üzerine Resulullah, ‘Namaz için kalktığın zaman tam bir abdest al, sonra kıbleye dön, tekbir al, sonra Kur’an’dan kolayına gelen bir yer oku, sonra vücut azalarm yatışmış oluncaya kadar rükû yap, sonra başını kaldırıp ayakta duruncaya kadar kıyamda kal, sonra mutmain oluncaya kadar secdeyi yap, sonra kalk ve mutmain oluncaya kadar otur, bundan sonra da bütün namazlarda böyle yap’ buyurdu.”185

Böylece tam manasıyla namazın nasıl kılınması gerektiğini Sevgili Pey­gamberimiz en ince detayına varıncaya kadar sahabilerine öğretmiş oluyor, vacip olan tadil-i erkânı tarif ediyordu.

Peygamberimizin namazlarda en çok üzerinde durduğu ve titiz davran­dığı iki rükün, rükû ve sücûddur (secdedir).

Yüce Peygamberimizi namaz kılarken gören Vâbısa bin Ma’bed (r.a.) şöyle demektedir:

“Resulullah’ı namaz kılarken gördüm. Rukûa vardığı zaman beli o ka­dar düzgün duruyordu ki üzerine bir miktar su dökülse hiç akmadan du­rurdu.”186

Namazda tadil-i erkâna uymamak Peygamberimizin mübarek lisanında “hırsızlık” olarak vasıflandırılır. Sevgili Peygamberimiz bu hususta “Hır­sızlık cihetinden insanların en kötüsü namazda hırsızlık yapandır” buyu­runca, sahabiler sordular:

“İnsan namazda nasıl hırsızlık yapar, ya Resulallah?” Peygamberimiz şöyle izah etti:

“Namazın rükûunu ve sücudunu tam itidal üzere yapmaz.”187

Görüldüğü gibi namazda yapılan dikkatsizlikler mü’mine bazı mesuli­yetler getirdiği gibi, onu namazın hakikatinden de mahrum bırakmaktadır. Namazın rükünlerinde yapılan ihmalde, ibadetin tam bir şuur içinde ya­pılmaması ile birlikte, namazı vaktin sonuna doğru aceleyle kılmanın da büyük payıvardır. Aslında gerçek bir kulluk borcu olan namazın sakin ve rahat bir şekilde kılınması lazımdır ki Peygamberimizin tarif buyurduğu namaza yaklaşılmış olsun.

 

  • Müslim, Salât,
  • İbn-i Mâce, İkâme,
  • Müsned, 3:56.