Kategoriler
Lütfen Görünüm > Menülerden menü ayarlarınızı (ana_menu) yapınız.

Namazdan sonra yapılan dua ve tespihler

  • Namazdan sonra yapılan dua ve tespihler Namaz tesbihatının mana ve fazileti

Namaz kıldıktan sonra tek başına kılan kişinin kendisi, cemaatle kılın­dığında müezzinin iştirakiyle cemaat tesbihat yapar. Bir kulluk vazifesi olan namazın farzı ve sünneti tamamlandıktan sonra yapılan teşbih ve dua­lar, namazı en güzel bir şekilde bitirme yoludur.

Bu duaları ve okunan tespihleri Sevgili Peygamberimiz yapmış, ümme­tine de yapmaları için tavsiyede bulunmuştur. Mü’min bu duaları okurken ve tespihi çekerken Peygamber Efendimizi geniş bir zikir halkasının başın­da, diğer mü’minleri de o halkanın etrafında düşünürse manevî istifadesi ve hissesi daha fazla olur. Çünkü bu tesbihat “Tarikat-ı Muhammediyedir.” Yani, Peygamberimizin mübarek, nurlu yoludur.

Namaz tespihlerinin ihmal edilmemesini isteyen ve teşvikte bulunan Peygamber Efendimizin bu hususta en manalı sözlerini Muhacirlere verdi­ği cevapta görüyoruz:

Bir gün Muhacirlerden bazı fakir sahabiler, Resul-i Ekrem Efendimize şöyle dediler:

“Ey Allah’ın Resulü, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve daimî nimetle­ri alıp gittiler.”

Peygamberimiz:

“Nedir onlar?” diye sordu.

Muhacirler:

“Onlar da bizim kıldığımız gibi namaz kılıyorlar, bizim tuttuğumuz gibi oruç tutuyorlar ama onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz; onlar köle azat ediyor, biz edemiyoruz.”

Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdu:

“Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olmaz; meğerki sizin yaptığınız gibi yapmış olsun.”

Bunun üzerine, muhacirler tekrar:

“Hay hay, buyurun ya Resulallah” dediler.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

“Her namazdan sonra otuz üç kere Sübhanallah der, otuz üç kere el­hamdülillah der, otuz üç kere Allahü Ekber der.”

Hz. Ebu Hüreyre’nin rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

Bir kimse her namazın sonunda Allah’ı otuz üç defa teşbih eder, otuz üç defa hamd eder, otuz üç defa da tekbirde bulunursa bunların tamamı dok­san dokuz eder. Yüzün tamamında da “La ilahe İllallahü Vahdehu la şerike leh. Lehü’l-Mülkü ve lehü’l hamdü ve Hüve alâ külli şey’in kadir” derse günahları denizin köpüğü kadar bile olsa yine affolunur.”190

Peygamberimiz (a.s.m.) bir diğer hadislerinde de namazdan sonraki tesbihatm faziletini beyan buyurmuş, devamında ise “Herhangi biriniz namazda iken şeytan gelir ve namazdan dönünceye kadar ‘falan işi hatırla, filan işi hatırla’ der. Bu yüzden teşbih çekmeyi belki yapamaz”191 ifadele­riyle bu hususta bizi dikkate sevk etmiştir.

Bilindiği gibi namaz tesbihatı çoklukla teşbihle yapılır. Böylece zikir ke­limelerinin sayısı hususunda yanılma ihtimali, eksik veya fazla yapma du­rumu ortadan kalkmış olur. Ancak bugün kullanıldığı şekilde bir teşbih Asr-ı Saadette mevcut değildi. Peygamber Efendimiz sağ parmaklarının boğumlarıyla tespih çekerdi.192 Ayrıca çakıl taşları ve hurma çekirdekleri ile teşbih kelimelerini sayanları da menetmemiştir.

Cennetle müjdelenen on sahabiden birisi olan Sa’d bin Ebî Vakkas, Re- sulullah ile beraber bir kadının yanma gittiklerinde kadının önünde hurma çekirdekleri veya çakıl taşları bulunduğunu ve kadının tespihi onlarla say­dığını bildirdikten sonra Resul-i Ekrem’in, bu kadının hareketine müdahale etmediğini söylemektedir.193

Peygamberimizin bu davranışı sünnetin bir başka çeşidi olan takriri sün­nete girmektedir. O hareketi hoş karşıladığını göstermektedir. Diğer taraf­tan Hz. Ebu Hüreyre’nin bir ipliği düğümleyerek tespih çektiği de rivayet edilmektedir. Bugünkü şekliyle kullandığımız tespih ise ancak Hicrî beşinci asırda yaygın hale gelmiştir.