Kategoriler
Lütfen Görünüm > Menülerden menü ayarlarınızı (ana_menu) yapınız.

Namazın şartlan ve rükünleri nelerdir?

Namazın şartlan ve rükünleri nelerdir?

Namazın 12 farzı vardır. Bunların altısına şart, altısına da rükün denir. Şart olan altı farz namaza başlamadan önce namazın dışında yapılanlardır.

Namazın altı şartı şunlardır: Hadesten temizlenmek, necasetten temiz­lenmek, avret yerlerini örtmek, kıbleye yönelmek, vakit, niyet.

Rükün olarak isimlendirilen altı farz da namaz kılmaya başlandığı an­dan itibaren yapılan farzlardır.

Namazın altı rüknü şunlardır: İftitah tekbiri, kıyam, kırâet, rükû, sücut, son oturuş.

Şimdi namazm farzlarmı teker teker şartlarmdan başlayarak inceleyelim: Hadesten temizlenmek

Hades, abdestsizlik ve cünüplük hâlidir. Bu manevî kirlilikten namaz kı­lan bir kimsenin temizlenmesi için abdesti yoksa abdest alması, guslü ge­rektirecek bir hal varsa gusletmesi; şayet su bulunmuyor veya kullanamı- yorsa teyemmüm etmesi lazımdır. Bu şart daha önce abdest, gusül ve te­yemmüm bahislerinde genişçe anlatıldığından o kısımlara bakılmalı.

Necasetten temizlenmek

Bedende, elbisede ve namaz kılınacak yerdeki pisliği temizlemektir. En azından ayaklar, eller, dizler ve alın olmak üzere yedi azanm namaz kılar­ken temas ettiği yerin temiz olması şarttır.

Namaz kılmaya engel olacak necasetin miktarı, temizlenme yolları, kita­bın baş tarafında genişçe anlatıldığından oraya bakılmalı.

Avret yerlerini örtmek

Başkalarının bakması caiz olmayan, namazda örtülmesi farz olan uzuv­lara avret yeri denir.

Erkeklerde avret sayılan ve namaz kılarken örtülmesi farz olan yer, diz kapağı da dâhil olmak üzere göbekle diz kapağı arasıdır. Müslüman erkek­lerin hem namaz kılarken hem de namaz dışında en azından bu yerlerini örtmeleri farzdır. Erkeklerin bu kısımlarını hanımının dışındaki kimselerin yanında açması caiz değildir.

Kadınlarda avret sayılan yerler ise yüz, el ve ayakların dışında kalan bü­tün bedenidir. Kadınların gerek namaz kılarken, gerekse kendilerine na­mahrem sayılan yabancı erkeklerin yanında el, yüz ve ayakları hariç bütün vücutlarını örtmeleri farzdır. Bir rivayete göre ayaklar da avretten sayıl­maktadır. Bunun için imkân nispetinde kadınlar ayaklarına çorap giyerek namaz kılarlarsa daha isabetli olur. Fakat çorapsız namaz kılındığı zaman da namazın bozulduğu zannına kapılmamalıdır.

Kadın ve erkeklerin giydikleri elbise tenlerinin rengini gösterecek kadar ince olmamalıdır. Böyle bir elbise ile kılman namaz sahih olmaz, iadesi ge­rekir. Kadınların başörtüleri de altta saçlarını gösterecek şekilde ince ol­mamalı, biraz sık dokunmuş bir başörtüsü kullanmalıdırlar.

—Giyilen elbise darlığından dolayı avret yerlerini belli etse de bu durum namazın sıhhatine zarar vermez. Ancak çok dar bir elbise ile namaz kılmak hoş karşılanacak bir hâl değildir.

Namaz kılan kimsenin avret sayılan uzuvlarından birisinin tamamı veya dörtte biri açık bulunursa namazı bozulur. Fakat İmam Ebu Yusuf’a göre avret kabul edilen uzuvlardan birisinin yarısı açık bulunmadıkça namaz bozulmaz.

Namaz kılan bir kimsenin kendi isteği dışmda avret yeri açılacak olsa far­kında olur olmaz hemen kapatırsa namazı bozulmaz. Ancak kıyam ve rükû gibi bir rükün yapacak kadar bekleyip örtmezse namazı bozulmuş olur.

Müstakil birer uzuv olan yerler şunlardır: Bacak, baldır, kol, baş, kalça, göbekle kasık arası, sırt, karın, göğüs, kulak. Bu azalardan birinin dörtte bi­rinden fazlası açık olursa namaz bozulur, açılan yer dörtte birden az ise namaz bozulmaz.

Çeşitli avret yerlerinden birer parça açılacak olsa açılan yerlerin tamamı en küçük bir avret uzvunun dörtte biri kadar olsa ve bu açıklık müddeti bir rüknü yerine getirecek kadar devam etse namaz bozulur.

Giyecek hiçbir şey bulamayan kimse namazını oturduğu yerde kılar. Rükû ve secdeyi de ima ile yapar. Yani secdede başını yere koymaz, rükûa nispetle biraz fazla eğilir.

Karanlık, örtü yerine geçmez. Bunun için temiz elbisesi bulunduğu ve giymeye de imkânı olduğu halde giymeyip karanlıkta çıplak olarak veya bazı avret yerleri açık olarak namaz kılan kimsenin namazı sahih olmaz.

Üzerindeki elbisesinin tamamı veya çoğu yeri necis olup da yıkayacak su bulamayan, başka da giyeceği olmayan kimsenin çıplak kılmaktansa böyle bir elbise ile namaz kılması daha iyidir. Çünkü çıplak olarak rükû ve secde yapılamaz.

Erkeklerin sadece dizleri ile göbek arasım örtecek kadar bir elbise ile namaz kılmaları caizse de bir zaruret yokken bu şekilde namaz kılmak mekruhtur.

Kıbleye yönelmek

Namaza dururken Mekke’de Kâbe’nin bulunduğu kıble yönüne dön­mek farzdır. Dünyanın neresinde bulunursa bulunsun, her mü’minin farz veya nafile bütün namazlarda ve tilâvet secdesinde kıbleye dönmesi gere­kir.

Esas kıble, Kâbe’nin binasından ziyade, binasının bulunduğu yerdir. Buranın, yeryüzünün en derin tabakalarından Arş’a kadar uzanan nuranî bir sütun şeklindeki farazi hali de kıbleden sayılır. Bunun için yüzlerce metre derinliklerde maden işletmelerinde çalışan işçiler, denizaltı gemile­rinde seyredenler namaz kılacakları zaman kıble için; Kâbe’den, bulun­dukları derinliklere kadar farazi bir hattı düşünüp o istikamete doğru du­rurlar. Keza uçakla seyahat edenler de namaz kılarken kıble istikametini tayinde, Kâbe’den o yüksekliğe uzanan muhtemel bir hattı göz önüne ge­tirirler.